Cari Açık ve Enflasyon Sorunu Makro Politikalarla Kalıcı Olarak Çözülür mü?

Türkiye ekonomisinin en büyük iki yapısal makro problemi yüksek cari açık ve yüksek enflasyon. Bu yazıda kısa vadeli ekonomi politikalarıyla veya para politikası ile sürdürülebilir büyüme veri iken bu iki sorunu kalıcı olarak çözmenin imkansız olduğunu anlatacağız.

Cari Açık ve Enflasyon Sorunu Makro Politikalarla Kalıcı Olarak Çözülür mü?

Türkiye ekonomisinin en büyük iki yapısal makro problemi yüksek cari açık ve yüksek enflasyon. Bu yazıda kısa vadeli ekonomi politikalarıyla veya para politikası ile sürdürülebilir büyüme veri iken bu iki sorunu kalıcı olarak çözmenin imkansız olduğunu anlatacağız.

Cari Açık ve Enflasyon Sorunu Makro Politikalarla Kalıcı Olarak Çözülür mü?
Editor: Serhat KARAMAN
19 Kasım 2018 - 16:29

Öncelikle, makro bazda cari açığı belirleyen kabaca üç tane faktör vardır. Bunlar yurt içi talep, yurt dışı talep ve döviz kuru. Yurt dışı talep kanalı bizim kontrolümüzde olmadığı için şimdilik bu kanalı göz ardı edelim ve diğer iki kanala odaklanalım. Ayrıca, bu kanalların enflasyon ile olan ilişkisine de bakalım. 

Yurt İçi Talep Kanalı

Yurt içi talep hem cari açık ile hem de enflasyon ile aynı yönlü ilişkiye sahiptir. Daha açık ifadeyle, yurt içi talebin artması hem cari açığı hem de enflasyonu arttırır. Yurt içi talep arttıkça ithal mallara yönelik talep de artacağı için cari açık yükselir. Ayrıca, yurt içi talebin artması arz sabit iken talep yönlü enflasyona neden olmaktadır.

O halde enflasyon ve cari açıktan kurtulmak için yurt içi talebi düşürmeli miyiz? Yurt içi talebi kontrol altında tutmak için genelde Merkez Bankası politika faizini kullanır. Yurt içi talebi kısıtlamak için artırılan politika faizi kredi faizlerinden tahvil faizine kadar birçok faiz oranında artışa neden olur. Yüksek faiz ortamı ise gerek yurt içi tüketimi gerekse yurt içi yatırımları azaltacağı için büyüme oranları yavaşlar. Büyüme potansiyelin altına düştüğü zaman ise işsizlik oranları artmaya başlar. Dolayısıyla, yurt içi talebi baskılayarak cari açık ve enflasyonda kısa vadeli olumlu sonuçlar alınabilir, ancak uzun vadeli bir çözüme ulaşamayız.

Peki vergi politikaları ile yurt dışı mallara yönelik talebi düşürürken yurt içi mallara olan talebi canlı tutabilir miyiz? Bu elbette mümkün. Yüksek gümrük vergileri ile ithal malların fiyatlarını yurt içinde üretilen mallara kıyasla arttırabilmek mümkün. Böylece, tüketicilerin ithal mallar yerine yerli malları tercih etmesi sağlanabilir. Ancak, bu durum yurt içinde üretim yapan firmaların kolay para kazanmalarına ve böylece yurt dışında rekabet gücünü arttırmalarına yönelik dürtünün ortadan kalkmasına neden oluyor. Böyle bir ortamı ithal ikameci dönemde yaşamıştık. O dönemde cari açık problemi yoktu belki ama dünya ile rekabet edebilecek mallar üretemiyorduk. Bir süre sonra, dış ticaret rekabetinden korunan malların kalitesizleştiği ve rekabet de olmadığı için kalitesizliğe rağmen fiyatların çok fazla arttığını gözlemlemiştik. Kısaca, vergi politikaları ile de kalıcı bir başarı sağlamamız mümkün gözükmüyor.

Döviz Kuru Kanalı

Döviz kuru ile cari açık arasında ters yönlü bir ilişki varken döviz kuru ile enflasyon arasında doğrusal bir ilişki vardır. Döviz kuru artınca yurt dışından alınan ithal mallar pahalılaşacağı için ithalata yönelik talep azalacak, yurt dışında yaşayanlar için ise Türkiye’de üretilen mallar ucuzlayacağından ihracat talebi yükselecek, dolayısıyla cari açık azalacaktır. Öte yandan, döviz kurunun artması ithalat fiyatlarını yükselterek enflasyonu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sebeple, döviz kurlarının düşmesini hedefleyen ekonomi politikaları enflasyonu düşürürken cari açığın yükselmesine neden olacaktır. 

Aşırı değerli yurt içi para biriminin uzun vadede yurt dışı rekabeti olumsuz etkilediğine dair çalışmalar mevcuttur. Nitekim, Türkiye’de 2003-2008 yılları arasında TL’nin aşırı değerli olması enflasyonu düşürürken dış pazarlarda rekabet gücümüzü yitirmemize ve ithalata daha fazla bağımlı hale gelmemize neden olduğu düşüncesindeyim. Böylece, TL’nin uzun yıllar boyunca aşırı değerli seyrinin cari açığı kalıcı olarak yükselttiği kanısındayım. Görülüyor ki, döviz kuru politikaları da hem cari açığı hem de enflasyonu aynı anda kalıcı olarak düşürmeyi sağlayamıyor.

Çözüm

Yaşadığımız yapısal sorunların makro politikalarla kalıcı olarak çözülemeyeceğini görmüş olduk. Çözüm olarak ise genelde yapısal reform söylemini sıkça duyuyoruz. Nedir bu yapısal reformlar? İlerleyen yazılarımızda çözüm önerilerimizi sizlerle paylaşacağız.

Haber Kaynağı: Finans365.com  / Kağan Taşlamaz

Her türlü soru görüş ve öneri için kagan.taslamaz@finans365.com

NOT: BU HABERİN İZİNSİZ, AKTİF LİNK VERİLMEDEN, BİR BÖLÜMÜNÜN ALINMASI VEYA TAMAMININ KOPYANIP KULLANILMASI DURUMUNDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR…"

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Tr
    6 ay önce
    En büyük yapısal reform kamudaki israfı önlemek olur bence..
  • Sevgi
    6 ay önce
    Yazılarınızı okuyor çok beğeniyoruz.inşAllah kısa süre bi çözüm yolu bulur bu duruma yetkililer
  • Fikret
    6 ay önce
    Cozum onerilerinizi bekliyoruz. InsaAllah yetkililerde okur yazilarizi