Dolar Neden Yükseliyor? Türkiye Fırat'ın Doğusuna mı Girecek?

Dolar bugün yükselişe geçti. Borsaya da kar satışları geldi. Hızlı yükselen borsaya satış gelmesi ve doların ani yükselişinin sebebi Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna girecek olması mı? Dolar neden yükseliyor? Borsa neden düşüyor? İşte detaylar.

Dolar Neden Yükseliyor? Türkiye Fırat'ın Doğusuna mı Girecek?

Dolar bugün yükselişe geçti. Borsaya da kar satışları geldi. Hızlı yükselen borsaya satış gelmesi ve doların ani yükselişinin sebebi Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna girecek olması mı? Dolar neden yükseliyor? Borsa neden düşüyor? İşte detaylar.

Dolar Neden Yükseliyor? Türkiye Fırat'ın Doğusuna mı Girecek?
01 Ekim 2019 - 17:17 - Güncelleme: 01 Ekim 2019 - 17:20

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fırat'ın doğusu konusunda vermiş olduğu süre bugün itibariyle bitti. Türkiye'nin olası bir harekat düzenleme ihtimali ile döviz yükselişe geçti, borsa ise düşüyor. Peki Türkiye Fırat'ın doğusuna girecek mi? Bu sorunun cevabını bulmak için konuşmaların satırbaşlarına bakalım.

Daha Önce Neler Söylenmişti?

Düğümün BM Zirvesi'nde Erdoğan ve Trump'ın yapacağı görüşmede çözülmesi bekleniyordu. Görüşme gerçekleşmediği için bu beklenti boşa düştü.


ABD ile bir “mutabakata” varıldı mı varılmadı mı? Türkiye'nin, ABD'ye bu ay sonuna kadar verdiği süre bittiği için şimdi acaba “Kendi göbeğimizi kendimiz kesecek, B-C planlarını devreye sokacak” mıyız?
Evvela ABD ziyareti öncesi ve sonrasında Erdoğan ile diğer yetkililer neler söyledi, bu arada ABD cenahında neler oldu, bunları hatırlatalım.

Erdoğan 31 Ağustos'ta şöyle konuştu:

“Fırat'ın doğusundaki tüm sınırlarımız boyunca kurulacak güvenli bölgeyle ilgili çok fazla zamanımız ve sabrımız yoktur. Fırat'ın doğusunda kuzularımızı bunlara asla yedirmeyeceğiz. Biz doğrudan kendi askerlerimiz güvenli bölgeyi kontrol etmesi dışında bir çözüme rıza gösteremeyiz. Birkaç hafta içinde askerlerimiz bölgeyi kontrol etmezse, kendi harekât planımızı devreye sokacağız. 2-3 hafta içinde askerlerimizle bölgeyi oluşturmaya başlamazsak, varsın gerisini karşımızdakiler düşünsün.”
5 Eylül'de de “Bizim istediğimiz güvenli bölge ile muhataplarımızın kafasındaki güvenli bölge arasında milyonlarca fark var. Eylül’ün son haftasına kadar Fırat’ı doğusundaki güvenli bölge oluşumunu kendi istediğimiz şekilde fiilen başlatmak zorundayız. Bunu Amerika ile yapmak hepimizin isteğidir. Ama olmazsa kendi imkânlarımızla buna başlayacağız” dedi, ama hemen peşinden şunu ekledi:

“Güvenli Bölge’de gelin bizler konut yapalım. Bu konutlara da bunları taşıyalım. Böyle bir şey yaparsak biz de Türkiye olarak rahatlamış oluruz. Hedefimiz ülkemizdeki Suriyeli kardeşlerimizden en az 1 milyonunu bu güvenli bölgede iskân etmektir.”

18 Eylül'de ABD'nin IŞİD ile Mücadele Görev Gücü Direktörü Chris Maier, SDG'yi silahlandırmaya devam ettiklerini, buna ilişkin bilgileri her ay Türkiye ile de paylaştıklarını bildirirken, şu açıklamayı yaptı:
“Güvenlik mekanizmasının temel amacı, hem Türkiye ile müşterek bir çalışma vasıtasıyla onların güvenlik kaygılarını çözmek, hem de SDG'nin güvenliğini sağlamaktır... Türkiye ile çalışırken, Türkiye'nin Suriye'ye girme fikrinin önemli ölçüde gerilediği konusunda ikna olduk.”

Erdoğan'a dönelim; 19 Eylül'de, Fırat'ın doğusundaki teröristlerle ilgili endişelerimizin muhataplarımız tarafından da önemli ölçüde paylaşıldığını gördüklerini belirtip “ABD ile güvenli bölge oluşturulması çalışmalarında iki hafta içinde sonuç çıkmazsa, kendi harekât planlarımızı devreye sokacağız. Artık laf bizi doyurmuyor. Laf ola beri gele yok, icraat bekliyoruz” dedi. 

22 Eylül'de ABD'ye hareketinden önce de özetle şöyle konuştu:

“Sınır boylarında bütün hazırlıklarımız tamamlanmış vaziyette. ABD bizim malum stratejik ortağımız. NATO’da beraberiz. ABD ile bizim karşı karşıya gelmek gibi bir arzumuz yok. Ancak ABD’nin terör örgütlerine verdiği desteği bizim de görmemezlikten gelme gibi bir lüksümüz olamaz. Sayın Trump’la ikili bir görüşmemizin olması söz konusu. Orada da bunları tabii masaya yatıracağız. El Bab’da, Cerablus’ta, Afrin’de nasıl kendi göbeğimizi kendimiz kestiysek, şimdi de biz özellikle Suriye’nin kuzeyinde, ki 422 kilometre batıdan doğuya derinliği ne ise, Sayın Trump’ın ifadesiyle 20 mil, yani bu 20 kilometre olabilir, 30 kilometre olabilir bu civarda bir derinlik söz konusu. Bu derinlikte bizim bir defa, buradaki terör örgütlerinden bölgeyi arındırarak, burayı gerçek sahiplerine teslim etmemiz gerekiyor ki, buranın gerçek sahipleri de büyük oranda yüzde 85-90 gibi Araplardır. Bu adımı atmak suretiyle, bizi taciz eden, bize bölgemizde sıkıntı veren bu terör örgütlerinden de biz buraları arındırmış, temizlemiş olacağız.”

ABD'DE NELER SÖYLENDİ

ABD'de neler oldu? Erdoğan Trump'la değil, ona yakın senatörlerden Lindsey Graham'la bir araya geldi. Graham kanalıyla da Trump'la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Graham, çok iyi geçtiğini vurguladığı görüşmeyle ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye'nin, Suriye'nin bir arada tutulması noktasında, Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ'a karşı ve Esed'in askeri olarak kazanmaması için sağladığı destek vazgeçilmezdir. Türkiye ile daha stratejik bir ilişki kurma noktasında umutluyum. Ayrıca Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi ve belki serbest ticaret anlaşması yapılması oldukça önemli.”

Graham kim? Trump, ABD askerlerinin Suriye'den çekileceğini duyurduğunda, YPG için “Kürt müttefikler” ifadesini kullanan ve “ABD, kendisine yardım edenleri terk etmemeli” diyen, bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın, “Teröristler müttefikiniz olamaz” sözleriyle tepki gösterdiği, ayrıca Rahip Brunson'un “tahliyesinde” önemli rol oynayan isim.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da bu müzakereleri yürüten ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, “Görüşmede güvenli bölgenin tesisiyle ilgili beklentilerin aktarıldığını ve Suriye'de kalıcı barışın sağlanması yönündeki çabaların yoğunlaştırılması konusunda mutabık kalındığını” bildirirken, Jeffrey düzenlediği basın toplantısında, açık açık şunları söyledi:
“Türkiye’ye her düzeyde tek taraflı bir operasyonun hiç kimsenin güvenliğinde bir iyileşme sağlamayacağını belirttik... Güvenli bölgenin belirli derinliklerinden bahsedemem, çünkü şimdilik sadece üçte birini görüştük...”
Jeffrey, Cenevre'deki Anayasa çalışmalarında SDG'nin kontrolündeki Suriye'nin kuzeydoğusundan temsilcilerin, yani PKK/YPG'lilerin yer alacağını da kaydetti.

Erdoğan'ın ABD'deki açıklamalarından devam edelim.

25 Eylül'de bir toplantıda, “Fırat'ın doğusunu terör örgütlerinden temizlemeye hazırlanıyoruz” dedi...
Bir başka toplantıda, ABD'nin Türkiye'ye koyduğu tedbirleri kaldırmasını beklediklerini, çünkü “her şeyden önce stratejik ortak olduğumuzu” söyledi.

Fox News'e verdiği röportajda, Türkiye-ABD arasındaki ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini anlattı.

Tüm bu söylenenleri göz önüne aldığımızda bir belirsizlik ve kararsızlık havası hakim. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde neler yaşanacağı belli olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum