Bugünkü köşesinde, Tamer Heper, okuyucularının bir sorusuna yanıt veriyor. Soru, babasına ait arazilerin kadastro çalışması sırasında, ağabeyleri tarafından paylaşıldığı ve kendisine çok küçük bir alan bırakıldığı, daha sonra da büyük ağabeyinin bu alanda ev yaptığı iddiasıyla açtığı davayı kazandığı ancak üst mahkemenin kararını bozduğu bir mesele üzerine odaklanıyor.
Heper, bu sorunun detaylı bir inceleme gerektirdiğini belirtiyor ve sorunun eksikliklerle dolu olduğunu ifade ediyor. Ancak, konu hakkında bir miktar açıklık sağlayacak noktalar da olduğunu belirterek, kadastro çalışmasına ilişkin bilgi veriyor. Kadastro çalışması sırasında tapu kaydı olmayan alanlarda malikler, muhtarın, tanıkların ifadesi, muhtar senedi gibi belgelerin değerlendirilmesiyle belirleniyor. Askıya çıkarılan bu liste sonrasında, itirazlar dinleniyor ve askı süresi sonrasında 10 yıl boyunca kadastro çalışmasına itiraz mümkün oluyor. Ancak, okuyucunun olayında 10 yıl geçmiş olduğu için artık itiraz mümkün değil.

Ancak, Heper, ağabeyinin evini yaptığı iddia ettiği alanda kadastro çalışmasının yapılmış olması nedeniyle, arazilerin sınırlarının belli olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, yapılması gereken şey, ihtilaflı alanların sınırlarının tespiti için bir kadastro mühendislik bürosu aracılığıyla ölçümler yapmak olacaktır. Bu ölçümler sonrasında, yapılan evin hangi sınırlar içerisinde kaldığı belirlenecektir.
Heper, bu işlem için çok büyük bir masraf gerekmeyeceğini ancak önemli bir mesele olacağını da ifade ediyor. Böylece, sorunlu alanların sınırları belirlenmiş olacak ve çözüm yolu bulunmuş olacak.