29 Kasım 2018 Perşembe 14:22
Gelişmekte Olan Ülkelere FED ve ECB Dopingi

FED başkanı Powell’ın dünkü açıklamalarından sonra küresel bazda dolar diğer para birimleri karşısında değer kaybetti. Bugün TL’nin değer kazanma sebebi de buydu.

Powell ABD’de politika faiz oranlarının nötr faiz seviyesine yakın olduğunu açıklamıştı. Nötr faiz oranı, büyüme hızını potansiyel büyüme oranında sağlayan, enflasyonu ise hedef oranda tutacak faiz oranını ifade etmektedir. Powell’ın açıklamalarından ABD merkez bankasının önümüzdeki dönemde faiz artışına pek başvurmayacağını anlıyoruz. Başka bir ifadeyle, FED’in daha güvercin bir politika duruşu sergilemesini bekliyoruz.  

Gelişmekte olan piyasalar için Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından da olumlu sinyaller geliyor. Normalde 2018 yılı Aralık ayında ECB net varlık alımlarını sonlandıracaktı. Ancak, Draghi’nin 2 gün önce Avrupa Parlamentosu komisyonuna yaptığı açıklamada önemli bir parasal teşviğe halen ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu açıklama ekonomistler ve yatırımcılar tarafından ECB’nin Aralık ayında yeni bir parasal genişleme programı açıklayacağı şeklinde yorumlandı.

Gerek FED’in gerekse ECB’nin güvercin tutumu gelişmekte olan ülke para birimlerinin değer kazanmasına neden olacaktır. Küresel düzeyde beklenenden daha gevşek para politikaları gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarını güçlendirecektir. Nitekim, bu beklenti ile birlikte gelişmekte olan ülke para birimleri güne hızlı bir değer kazancı ile başladı. 

Türkiye ekonomisi son dönemde özellikle reel sektör kaynaklı sorunlar yaşıyor. Çok sayıda konkordato ilanı, işsizliğin kademeli olarak artması, büyümenin yavaşlaması, enflasyonun hedefin 20 puan üzerinde seyretmesi gibi ciddi problemlerle karşı karşıyayız. Öte yandan, finans tarafı ise reel sektöre kıyasla biraz daha olumlu bir tablo çiziyor. Kurlar eski seviyelerine yaklaşıyor, borsa stabil seyrediyor, faiz oranları geriliyor. Küresel para politikalarının daha gevşek bir görünüme işaret etmesi ile birlikte finansal göstergelerde daha da olumlu gelişmeler yaşamamız mümkün. 

Ülkemizde bankaların şirketlere verdiği yatırım kredilerinin önemli bir kısmını döviz cinsinden paralar oluşturmaktadır. Eğer uzun soluklu bir portföy girişi gerçekleşirse bankaların reel sektöre sağlayacağı yatırım kredileri hem bollaşır hem de ucuzlar. Ayrıca, küresel bazda daha gevşek para politikaları sayesinde büyük şirketlerin yurt dışından sendikasyon ve seküritizasyon kredisi bulması da kolaylaşacaktır. Böylece, yurt dışı kaynaklı gelişmelerin yalnızca finans sektörüne değil aynı zamanda reel sektöre de olumlu katkıda bulunmasını bekliyoruz.   

Reel sektör için bir olumlu haber de petrol fiyatlarından geliyor. WTI ham petrol varil fiyatı 50 ABD dolarının altına gerilemiş durumda. Bizim gibi enerjide dışa bağımlı olan ülkeler için bu iyi bir haber çünkü enerji maliyetleri hem doların gerilemesi hem de birim fiyatlarının azalması ile öenmli ölçüde gerileyecektir.

Küresel ekonomik konjonktürün lehimize olduğu bu dönemde yurt içinde alacağımız tedbirler ile makro göstergelerdeki toparlanmayı hızlandırabiliriz. Özellikle, anketlerden gördüğümüz kadarıyla bozulan beklenti ve güven kanallarının yeniden toparlanmasını sağlayacak önlemlere başvurmamız gerekiyor. Bu bağlamda izlenecek en iyi politika, serbest piyasa ekonomisinin gerekliliklerinin yerine getirilmesi olacaktır. 

Haber Kaynağı: Finans365.com  / Kağan Taşlamaz

Her türlü soru görüş ve öneri için kagan.taslamaz@finans365.com

NOT: BU HABERİN İZİNSİZ, AKTİF LİNK VERİLMEDEN, BİR BÖLÜMÜNÜN ALINMASI VEYA TAMAMININ KOPYANIP KULLANILMASI DURUMUNDA HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILACAKTIR…"

Son Güncelleme: 29.11.2018 14:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.